Covid-19 ile Öne Çıkan Küresel Örgüt: Dünya Sağlık Örgütü
Covid-19 (Corona virüsü), dünya genelinde kısa sürede küresel bir salgına dönüşerek milyonlarca insanı etkileyen ve yüzbinlerce can kaybına yol açan büyük bir felaket olarak tarihe geçti. Bu süreçte, günlük yaşamımıza en çok giren uluslararası kurumların başında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yer aldı.
Salgının ilk günlerinden itibaren DSÖ’nün yaptığı açıklamalar, yayımladığı rehberler ve paylaştığı istatistiksel veriler hem bireyler hem de devletler tarafından yakından takip edildi. Ülkeler arasında Covid-19’a ilişkin bilgi akışının sağlanmasında ve küresel ölçekte ortak bir dil oluşturulmasında DSÖ merkezi bir rol üstlendi.
Covid-19 Sürecinde DSÖ’nün Rolü ve Tartışmalar
Dünya Sağlık Örgütü, Covid-19’un yayılım sürecinde vaka ve ölüm verilerinin toplanması, sınıflandırılması ve kamuoyuyla paylaşılması konusunda öncü oldu. Aynı zamanda sağlık çalışanları için rehberler hazırladı, ülkelerin pandemiyle mücadele stratejilerine yön verdi.
Ancak bu süreç tartışmaları da beraberinde getirdi. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri eski başkanı Donald Trump, DSÖ’yü eleştirerek örgütü “istenmeyen” ilan etmiş ve ABD’nin örgüte yaptığı mali katkıyı durdurduğunu açıklamıştı. Bu karar, DSÖ’nün küresel bağımsızlığı ve siyasi baskılara karşı konumu hakkında geniş çaplı tartışmalara yol açtı.
Covid-19; domuz gribi, kuş gribi, SARS ve MERS gibi önceki salgınlara kıyasla hem yayılma hızı hem de toplumsal etkileri bakımından çok daha büyük sonuçlar doğurdu. Bu nedenle DSÖ’nün bu salgındaki rolü, dünya kamuoyu tarafından bizzat deneyimlenmiş oldu.
Dünya Sağlık Örgütü’nün Kuruluşu
İngilizce adı World Health Organization olan Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler’e bağlı olarak dünya genelinde toplum sağlığına yönelik çalışmalar yürütmektedir.
Örgütün temelleri, Çinli ve Brezilyalı delegelerin öncülüğünde “uluslararası bir sağlık örgütü” kurulmasının, halk sağlığını koruyarak dünya barışına katkı sağlayacağı fikriyle atılmıştır. Bu yaklaşım, sağlık ile barış arasındaki güçlü bağı esas alan evrensel bir anlayışın ürünü olmuştur.
1946 Uluslararası Sağlık Konferansı ve DSÖ Anayasası
19–22 Temmuz 1946 tarihleri arasında New York’ta düzenlenen Uluslararası Sağlık Konferansı’na BM’ye üye 51 ülkenin temsilcisi katılmıştır. Bu konferansta Dünya Sağlık Örgütü’nün anayasası hazırlanmıştır.
Toplantıya katkı sunan diğer önemli kuruluşlar şunlardır:
-
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)
-
Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)
-
UNESCO
-
Kızılhaç
-
Rockefeller Vakfı
DSÖ Anayasası, 22 Temmuz 1946’da 61 ülkenin temsilcisi tarafından imzalanmış, en az 26 ülkenin onayıyla yürürlüğe girmiştir. Kuruluş süreci, 7 Nisan 1948 tarihinde resmen tamamlanmıştır.
7 Nisan ve Dünya Sağlık Günü
7 Nisan 1948, DSÖ Anayasası’nın yürürlüğe girdiği tarih olarak kabul edilmiş ve bu tarih her yıl Dünya Sağlık Günü olarak kutlanmaya başlanmıştır. Bu gün, küresel ölçekte sağlık bilincinin artırılması açısından önemli bir farkındalık günüdür.
Üyelik Yapısı ve Küresel Etki
Mayıs 2000 itibarıyla DSÖ’nün üye ülke sayısı 191’e ulaşmış, ayrıca 2 ülke ortak üye statüsünde yer almıştır. Örgüt; Avrupa, Afrika, Amerika, Doğu Akdeniz, Güneydoğu Asya ve Batı Pasifik olmak üzere bölge ofisleri aracılığıyla faaliyetlerini yürütmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü, küresel sağlık politikalarını koordine etmek, salgın hastalıklarla mücadele etmek ve koruyucu sağlık önlemlerini yaygınlaştırmak gibi temel görevleri yerine getirmektedir.
Sağlıklı Yaşam ve Küresel Sorumluluk
Sağlıklı bir yaşam için gerekli azami sağlık ve koruyucu tedbirleri almak, yalnızca devletlerin değil tüm dünya insanlarının ortak sorumluluğudur. DSÖ, hem bireysel hem de toplumsal sağlık bilincini artırarak sürdürülebilir bir sosyal ve ekonomik yaşamın temelini oluşturmayı amaçlamaktadır.
Covid-19 süreci, küresel dayanışmanın ve bilim temelli sağlık politikalarının ne kadar hayati olduğunu tüm insanlığa bir kez daha göstermiştir.

